Okuma: Basit Bir Görseldeki Çarpıtmalar

“Sosyal medya” denen dezenformasyon çukurunda dolanıp duran görsellerden birini görüyorsunuz. Yazarın mesajı yeterince açık mı? “Ego” ile anlatılmak istenen şey egoizm, yani bencillik, yani kötücül dürtüler. “Eco” ile ekolojik yaşam, yani iyilik simgelenmiş. Mesajın bundan ibaret olduğuna emin misiniz? Yoksa birkaç saniye düşünüp hak verdiniz, onayladınız ve kaydırıp çoktan başka bir iletiye mi geçtiniz? Gelin, bu ürünün eleştirel bir çözümlemesini yapalım, bir kez daha düşünün.

  1. Yazarın (çizerin) eski dünyayı, gelenekselliği, “geri kalmışlığı” temsil etsin diye çizdiği soldaki resimde kadını erkeğin altında göstermesine bütünüyle yanlış demeyelim, doğruluğu tartışılır. Geleneksel yaşam biçimlerinde erkek her zaman değilse de çoğunlukla kadın üzerinde yönetici olagelmişlerdir. Kadın ise yönetici olacak biçimde evrilmemiştir. Buradaki yanlışlık kadının erkeğin altında çizilmesinden çok hayvan, bitki, tekhücreli düzeyinde çizilmesidir. Kadın tarihin hiçbir anında, hiçbir kültürde hayvan düzeyinde olmamıştır. Adı üstünde insandır, kişidir. Yazar, kadının kimi konuda erkeğin altında olması olgusunu sulandırmakta ve çarpıtmaktadır. Yazar ayrıca kadını erkekten daha kısa çizmiştir. Olağan boy farkını biraz abartmış ve kadını çocuk boyuna yaklaştırmıştır. Bunun anlamını birazdan çözeceğiz.
  2. Sol resimdeki piramit eğer çıkar ilişkisini, daha doğrusu sömürü ilişkisini simgeliyorsa kadının hayvanlarla aynı düzeyde çizilmesi yine yanlıştır. Eski, geleneksel dünyada hayvanları, bitkileri ve tekhücrelileri sömürme konusunda erkek de, kadın da eşittir. Yazar eğer erkeğin kadına egemen olduğunu düşünüyorsa kadını ikinci düzeyde çizebilir, balina dahil öbür bütün hayvanları üçüncü düzeyden başlatabilirdi. Feminist, liberal basında “kadının ezilmişliğinin” eşcinsellerin ezilmişliğiyle çoğu kez yan yana getirilmesi de buna benzer bir gerçekdışılıktır. Örneğin Birgün’ün anasayfasının altına bakıverin, görürsünüz. Oysa eşcinselleri tarihte kadınlar da dışlamışlardır. Hayvanları ve bitkileri kadınlar da sömürürler.
  3. Canlı örneklerinin seçimi yansız değildir. Yazar, canlı örneklerini duygulara seslenebilmesini ve çarpıtma yapabilmesini sağlayacak olanlardan seçmiştir. Örneğin ekinlere ve sürülere zarar veren çakal, kurt tilki gibi hayvanlar çizilmemiştir. Böceklerden yalnızca karıncayı seçmiştir. Hayvansever bile olsa yazar örneğin bitlerin kendi kafasında yaşamasını istemeyecek ve onları acımadan öldürecektir. Pirelerin köpeğinin üstünde yaşamasını istemeyecek ve “bunlar da acı çekiyor” demeden öldürecektir. Mutfağında hamamböceği görürse acımayacaktır. Hangi ana-baba çocuğunun kafasında, yüzünde gezen bir çıyanın “yaşam hakkına saygı” gösterir? Yazar barsaklarında solucan yaşamasını da istemez ve acımadan öldürür. Bu hayvanların hiçbirinin çizilmediğine dikkat ediniz. Yazar tekhücreli örneği olarak iki tane göze benzer hangi tür olduğu belirsiz bir şey çizmiştir. Bu hastalık yapıcı bir bakteriyse, öldürücü bir mikropsa, ayağında veya bacak arasında yaşayan bir mantarsa yazar bunları da vicdanı sızlamadan öldürecektir. Bitkilerden çiçek ve ağaç örneklerini göstermiştir. Ama tarlasında, bahçesinde çıkan ayrık otlarını, dikenleri acımadan yolacak ve öldürecektir. Zaten doğru olan da budur. Veganların, hayvanseverlerin, çevrecilerin yedikleri, içtikleri her şey bazı canlıların “yaşam hakkı çiğnenerek” üretilmiştir. Yaşamanın başka yolu da yoktur. Soldaki piramitte insan dışı canlıların altta olması doğrudur. Bunun doğruluğunu yazar da onaylamaktadır ama öznel seçimlerinin doğruluğuna okuru ikna edebilmek için ikiyüzlü olmaktadır.
  4. Sağda yazar bize sözde doğrusunu gösteriyor. İnanmamızı istediği şeyi sağ resimde görselleştirmiştir. İlk bakışta kadını ve erkeği aynı kümenin içinde görüyoruz. Böylece “eşit” olduklarını düşünmemiz isteniyor. Ama aslında sağdaki resim sayfanın altını, yani yeryüzünü referans alarak çizilmiştir. Resmi döndürsek de bu referans bozulmamaktadır. Bu referansa göre resmin en üstünde domuzu, en altında köpeği görüyoruz. Ve bu referansa göre kadını erkeğin üstünde görüyoruz. Bu bir rastlantı mı dersiniz? Rastlantı olmadığını kadının ve erkeğin boylarını karşılaştırdığımızda görüyoruz.


    Erkeği kesip kadına yaklaştırdığımızda yazarın erkeği kadından daha kısa çizdiğini görüyoruz. Oysa kadını gerçek orantıda, yani erkeğin omzunun hemen üstünde çizebilirdi. Hatta gerçeğin dışına çıkıp eşit çizse basit bir hata olduğunu düşünebilirdik. Yazarın kadını erkeğin üstünde ve erkekten uzun çizmesinin
    kasıtlı olduğunu anlıyoruz.

***

Görüntülerden etkilenip etkilenmemek bizim elimizde olan bir şey değildir. Her gün gördüğümüz internet resimlerinde, fotoğraflarda, gazetelerde, dergilerde, broşürlerde, info-grafiklerde, caddedeki reklam panolarında, televizyon programlarında ve reklamlarında, hatta tanımadığımız kişilerin tişörtlerinde, alışveriş torbalarında bu gibi çarpıtmaların yüzlercesi, binlercesi bulunuyor. Eğer eleştirel düşünmeyi alışkanlık edinmezseniz sizi çobanın koyunu güttüğü gibi güderler. Eğer eleştirel düşünmeyi alışkanlık edinmişseniz karşınıza ne çıkarsa çıksın belli bir korunma mekanizmasına, bir tür bilinç zırhına sahip olursunuz. Yazarın kalemi karşısında edilgen kalmayıp elinize kalemi almaz ve yazarı yargılamazsanız onun istediği her şeye inanmaya başlarsınız. Ve bunun asla farkına varmazsınız. Ne zaman ki gururu bırakır, bir budala olabileceğinizi kabullenir ve “Bugüne dek hangi konularda aldatıldım?” diye sormaya başlarsınız, o zaman bir uyanış yaşamaya başlarsınız. Ne zaman, nasıl uykuya daldığımızı hatırlamayız ama uyandığımız anı hatırlarız.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s